Make your own free website on Tripod.com

 Hadis Dersleri: Hadis Öğrenimi|Hadis İlimleri|Hadis Usulü|Mevzu Hadisler

[İlk Sayfa]  [Önceki Sayfa]  [İçindekiler]  [Sonraki Sayfa]  [Son Sayfa]


Sayfa 4


10. Metruk Hadis
Hadiste yalan söylemekle itham edilen yahut fiili veya kavli bakımdan fıskı zahir (açık) olan veyahut çok gafil veya çok vehimli olan bir ravinin rivayet ettiği hadistir.
(Fısk: Ravinin fiil ve sözlerinde küfür derecesinde olmamak şartıyla İslam'a aykırı itikat taşıdığının görülmesidir. Ravilerin tenkidinde (eleştirisinde) göz önünde bulundurulan on tenkit esasından (metain-i aşere) biridir ve ravinin doğrudan doğruya adaletiyle ilgilidir).
Bazı muhaddisler metruk yerine matruh terimini kullanmışlardır.

B- MEVKUF ve MAKTU' HADİSLER ZAYIF HADİSLERDEN MİDİR ?
Mevkuf sözüyle, sahabeden rivayet edilen söz, fiil ve takrirler kastedilmektedir.
Mevkuf hadislerin içinde de zayıf olanları vardır. Fakat bu zayıflık hadisin mevkuf oluşundan gelmemektedir. Diğer bir ifadeyle mevkuf olduğu için zayıf değildir; bilakis bu zayıflık hadisteki şaz, illet, ıztırab gibi durumlardan meydana gelmektedir. Yoksa mevkuf hadise de, isnad ve metinlerine bakarak, Rasulüllah (as)'a ref ' edilen hadisler gibi sahih, hasen, zayıf demek mümkündür.
(Ref': Hadisi, isnadını Hz.Peygamber (as)'e kadar ulaştırıp merfu' olarak rivayet etmeye denir).
Maktu' hadis ise, tabiinden rivayet edilen söz, fiil ve takrirlerdir. Maktu' -isnadının ve metninin durumuna göre- sahih, hasen, zayıf sıfatlarından birini alabilir, Maktu'un sahih ve hasen oluşu, değil Rasulü Ekrem (as)'den, sahabeden alındığı manasına dahi gelmez; aksine bizzat tabiinden rivayet edildiği anlaşılır. Bunlardan sadece büyük sahabilerle aynı çağda yaşamak bahtiyarlığına eren Said b. el-Müseyyeb , eş-Şa'bi , en-Nehai ve Mesruk gibi büyük tabiilerin maktu'larıyla ihticac etmemiz caiz olur.

C- ZAYIF HADİSLERİN RİVAYETİ ve ONLARLA AMEL ETME MESELESİ
Şu noktada hiç şüphe yoktur ki, -din nazarında- zayıf rivayetler ne şer'i (şeriatle ilgili) bir hüküm, ne de ahlaki bir fazilet için kaynak olur; zira zan, gerçekten hiçbir şey ifade etmez. Fezail (faziletler) de ahkam (hükümler) gibi dinin esas prensiplerindendir. Binaenaleyh bu prensipleri çürük bir temel üzerine, paramparça olacağı bir uçurum kenarına bina etmek doğru olamaz.
Zaten gerek şer'i ahkam ve gerekse fezail babında (bahsinde) elimizde, başkasına lüzum bırakmayacak kadar çok sahih ve hasen hadis vardır.

BEŞİNCİ FASIL

SAHİH-HASEN-ZAYIF HADİSLER ARASINDA MÜŞTEREK OLAN ISTILAHLAR

Bu ıstılahlar yirmi tanedir. Bunlardan asıl üzerinde durulması gerekenler mevkuf ve maktu' hadislerdir. Geri kalan on sekiz ıstılah da şunlardır: Merfu', Müsned, Muttasıl; Mü'ennen, Mu'an'an, Muallak; Ferd, Garib; Aziz, Meşhur, Müstefiz; Ali, Nazil; Tabi', Şahid; Müdrec; Müselsel; Musahhaf.

A. 1-2-3) Merfu', Müsned ve Muttasıl
1. Merfu': Özellikle Hz.Peygamber (as)'e izafe edilen söz, fiil veya takrire merfu' denir. Onun Hz.Peygamber (as)'e izafe edenin bir sahabi, bir tabii veya onlardan sonra gelen biri olması arasında bir fark bulunmadığı gibi, senedinin muttasıl olup olmaması arasında da bir fark yoktur.
Hadisin sırf merfu' olması, mutlaka sahih denmesi için yeterli bir sebeb değildir.
Merfu'da isnad bir tarafa bırakılarak sadece metnin durumuna bakılır: Bu hale göre Hz.Peygamber (as)'e izafe edilen herşey merfu'dur.
2. Müsned: İlk raviden sonuncu raviye kadar, senedi muttasıl olarak Rasulüllah (as)'a ref ' edilen hadistir.
Müsned, ittisal ve ref ' şartlarını cem' etmekle (toplamakla) beraber, her merfu' müsned değildir; çünkü müsnedde isnada ve metne bakılır. Senedinde sonuna kadar ittisal bulunduğundan, her müsned muttasıl, metni Rasulüllah (as)'a ulaştığı için de her müsned merfu'dur.
(İttisal: Raviler arasında ınkıta' denilen kesiklik halinin bulunmayışı haline denir).
3. Muttasıl veya Mevsul: İster Rasulüllah (as)'a ref ' edilmiş olsun, ister sahabi veya daha berideki bir şahısta kalsın, senedinde kesiklik olmayan hadise bu ad verilir.
Merfu' bazen muttasıl olduğu gibi, olmayabilir de; nitekim muttasıl da bazen merfu' olur; bazen olmaz. Müsned ise bu iki tabirden daha umumi (genel) olup aynı zamanda muttasıl ve merfu'dur . Bütün bu ıstılahlar, ravilerinin durumlarına göre sahih, hasen veya zayıf olmaya müsaittir.

B. 4-5-6) Mu'an'an, Mü'ennen ve Muallak
4. Mu'an'an Hadis: -Lafzından da anlaşılacağı üzere- tahdis ve sema' sözleri açıkça belirtilmeden senedinde "fulanun ve fulanun" denen hadistir.
(Tahdis: Hadis rivayetine denir).
(Sema': Hadis rivayet metodlarından biri, birincisi ve en önemlisidir. Hadisi, bizzat şeyh denilen muhaddisle bir araya gelerek, ondan işitmek suretiyle gerçekleşir).

5. Mü'ennen Hadis: Senedinde "(haddesena fulanun enne fulanen" ibaresi kullanılan hadistir.

6. Muallak Hadis: İsnadın baş tarafından bir veya birbiri peşine daha fazla ravinin ismi hazfedilerek (yok edilerek), mahfuzun (yok edilenin) üst tarafındaki raviye isnad edilen hadistir.

C. 7-8) Ferd ve Garib
Ferd Hadis: Tarikleri çok olsa bile tek ravinin infirad ettiği hadistir . (Tarik: Bir hadisin senedine verilen bir diğer isimdir).
(İnfirad ve Teferrüd: Ravinin rivayetinde tek başına kalmasına, bir başka deyişle, hadisi herhangi bir şeyhten ondan başka rivayet eden olmamasına denir).
Garib Hadis: Senedin herhangi bir yerinde, bir şahsın rivayetinde teferrüd ettiği hadistir. Ferd ile Garib hadisler arasında müşterek bir rabıta (bağ) vardır ki, o da teferrüd mefhumudur (kavramıdır).
Muhaddisler ferd tabirini çoğu zaman, herhangi bir şekilde takyid edilmeyen (sınırlandırılamayan) mutlak ferd hakkında; garib tabirini ise, çoğunlukla muayyen (belli) bir şeyle kayıtlanan (sınırlandırılan) nisbi ferd hakkında kullanmaktadırlar.
(Mutlak Ferd: Senedin baş tarafındaki sahabi veya tabiinin tek başına rivayette bulunduğu hadistir).
(Nisbi Ferd: Genel olarak hususi bir cihete (yöne) nisbetle ferd olan hadistir).
Mutlak Ferd ile Nisbi Ferdin şaz ile karıştırılması doğru değildir. Daha önce de gördüğümüz üzere, şazda, teferrüd ve muhalefet şartlarının bulunması gereklidir.

D. 9-10-11) Aziz, Meşhur ve Müstefiz
Bu üç ıstılahın müşterek noktaları, nisbi ferd ile manevi mütevatir arasında yer almış olmalarıdır. Bunlarda -nisbi ferd olduğunu gördüğümüz- bir nevi gariblikte vardır; zira "bir şeyhten iki veya üç kişinin müştereken rivayet ettikleri garib hadise aziz denmektedir. Şayet hadisi rivayet edenler bir cemaat olursa, hadis meşhur adını alır. Şeyhten rivayet eden bu cemaatın sayısı, baş tarafta da son tarafta da aynı olursa, hadise müstefiz denir.
Hadis, müteaddit rivayetlerinin bulunduğu anlaşıldıktan sonra halk arasında yayıldığı için, onda bir nevi manevi tevatür de bulunmaktadır. Şu da var ki, bu üç nevi, mütevatirden çok, garib ile ilgilidir; zira bahisleri isnadla alakalıdır. Mütevatirin ise isnadla bir ilgisi yoktur.
Batıl (asılsız) olan meşhurun misali (örneği) hadsiz hesapsızdır. Çoğu da avam arasında pek yaygındır. Mesela: "Kendini bilen kimse, Rabb'ini de bilir" ile "Patlıcan her derde devadır" hadisi bunlardandır.

E. 12-13) Ali ve Nazil
Ali İsnad: Herhangi bir hadisin ravisi ile kaynağı olan Hz.Peygamber (as) veya o hadisi rivayet etmiş bulunan meşhur hadis imamlarından birisi arasında en az sayıda ravinin bulunduğu veyahut da tanınmış hadis kitaplarından birinin musannefine arada en az ravi ile ulaşabilen isnaddır.
(Musannef: Çeşitli konulardaki hadisleri bir araya toplayan hadis kitaplarına denir).

[İlk Sayfa]  [Önceki Sayfa]  [İçindekiler]  [Sonraki Sayfa]  [Son Sayfa]